Organik Hayvancılıkta Veteriner Homeopati
Esra Canooğlu*, Yasemin Atatuş**, Tayfur Bekyürek***Türkiye I. Organik Hayvancılık Kongresi 1-4 Temmuz 2010 Kelkit
Antibakteriyel ilaçlar gibi kimyasal maddelerin kullanımının sınırlandırılması organik çiftçiliğin temel prensibidir. Avrupa Birliği tarımsal ürünlerin organik üretiminin düzenlemesi hakkındaki 2092/91 sayılı karara göre; eğer tedavide veteriner ilaçlar kullanılacaksa, sentetik kimyasal allopatik ilaçlar ya da antibiyotik yerine fitoterapik veya homeopatik ilaçlar tercih edilmelidir. Sentetik kimyasal allopatik ilaçlar ya da antibiyotiklerin koruyucu amaçlı kullanımı yasaklanmıştır.
Allopatik ilaçlar belli semptomları ortadan kaldırmak için seçilip kullanılırken, homeopati aşırı sulandırılmış maddelerin çok küçük dozlarını uygulayarak organizmanın kendi kendini iyileştirme gücünü uyarır. Çalışma prensibi; sağlıklı bireylerde hastalık belirtilerine yol açan maddelerin, düşük düzeyde uygulandığında benzer belirtilere sahip hastalıkları iyileştirebilmesi şeklinde özetlenebilir. Minimum doz kuralına göre, ilaç ne kadar sulandırılırsa etkisi o kadar artar. Homeopatide tedaviler bireyseldir. Bu nedenle aynı durumdaki farklı hastalara farklı tedaviler uygulanabilir.
Homeopatik ilaçlar dirence veya et, süt ya da yumurtada ilaç kalıntısına yol açmaz. Diğer alternatif yöntemlere göre maliyet etkinliği daha yüksek ve pratiktir. Bununla birlikte bilgili ve deneyimli hekimler tarafından uygulanmalıdır.
Bu derlemede homepatinin genel prensipleri ve organik hayvancılıktaki kullanımı hakkında genel bilgi verilmeye çalışılmıştır.
- Anahtar Kelimeler: Organik hayvancılık, Homeopati, Veteriner hekimlik.
- * Yrd. Doç. Dr., Erciyes Ünv. Veteriner Fak. Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı, 38090 Kocasinan/KAYSERİ
- ** Veteriner Hekim, Pati Veteriner Kliniği, 35320 Narlıdere/İZMİR
- *** Prof. Dr., Erciyes Ünv. Veteriner Fak. Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı, 38090 Kocasinan/KAYSERİ
Giriş
Avrupa Birliği tarımsal ürünlerin organik üretiminin düzenlemesi hakkındaki 2000 senesindeki 2092/91 sayılı karara göre; "Eğer tedavide veteriner ilaçlar kullanılacaksa, sentetik kimyasal allopatik ilaçlar ya da antibiyotik yerine fitoterapik veya homeopatik ilaçlar tercih edilmelidir. Sentetik kimyasal allopatik ilaçlar ya da antibiyotiklerin koruyucu amaçlı kullanımı yasaklanmıştır." Daha da önemlisi bir sene içinde ikiden fazla allopatik tedavi gören hayvan, organik olma özelliğini kaybetmektedir. Resmî Gazete'de 10/6/2005 tarihinde 25841 sayısıyla yayımlanan organik tarımın esasları ve uygulanmasına ilişkin yönetmeliğin 17. maddesi (c) alt başlığı 1. fıkrasına göre "Tedaviye alınan hayvan türü üzerinde tedavi edici etkisinin bulunması ve tedavi koşullarına uygun olması kaydıyla kimyasal sentezlenmiş veteriner tıbbi ürünler yerine, bitki alıntıları ve bitki özleri gibi bitkisel ilaçlar, probiyotikler, organik asitler, bitki, hayvan veya mineral kaynaklı maddeler, eser maddeler ve ürünleri ve homeopat tedavi yöntemleri kullanılır."
Türkiye organik hayvancılık konusunda büyük bir potansiyele sahipken Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı verilerine göre (2008) arıcılık haricinde oldukça düşük düzeyde uygulama alanı bulabilmiştir. Organik hayvancılığın uygulama açısından zorluklarından biri, tedavilerin yasa ve yönetmeliklerle kısıtlanmış olmasıdır ki bu da büyük bir etik problemi beraberinde getirmektedir.
Homeopatinin kullanımı Avrupa, Amerika ve Asya'da 200 yıldan eski bir geçmişe sahiptir ve kullanımı büyük bir ivme kazanmaktadır. Bununla birlikte ülkemizde adını yeni yeni duyurmaya başlamıştır ve konu hakkında yazılı kaynak ve uygulayıcı sıkıntısı bulunmaktadır.
Homeopatinin Tarihçesi
Homeopatinin temeli olan benzerlik yasası Hipokrat tarafından tanımlanmıştır. Homeopatik prensipler Paracelsus gibi bilim adamları tarafından yüzyıllar boyunca vurgulanmış olsa da, 1800'lerde Alman Dr. Samuel Hahnemann tarafından sistematik hale getirilmiştir (Vockerot, 1999; Bellavite vd., 2005). Hahnemann kendisi ve çevresindekiler üzerinde 60 kadar maddeyi denemiş, homeopatinin felsefesi ve kuramları üzerine Organon adlı bir kitap yazmıştır. Başlangıçta materyal dozlardaki ilaçları kullansa da, toksisite ve yan etkilerden dolayı seyreltilmiş dozları kullanmaya başlamıştır. Paradoksal bir biçimde ilaçların seyreltilip çalkalandıkça daha güvenli hale gelirken, etkilerinin arttığını gözlemlemiştir. Hahnemann hastalıkları tanımlayabilmek miasma teorisini ortaya atmıştır. Akut hastalıklardaki başarılarından sonra kronik hastalıkların tedavisine yönelmiştir. Kronik hastalıklardaki değişkenliğinin kuşaklar boyu aktarılmaları ve miks hale gelmeleriyle şekillendiğini, kronik hastalıkların miasma'lardan kaynaklandığı sonucuna varmıştır. Hahnemann her bireyin bir ya da daha fazla miasmaya sahip olduğunu, yaşam koşullarıyla bu maismaların tetiklendiğine inanmıştır. Günümüzde bu kavram hastalığa yatkınlık olarak adlandırılmaktadır. Vücudun hastalığa karşı üç tepkisi vardır: Yetersiz, aşırı ve yıkıcı tepki. Kronik hastalıkların -modern tıptaki uygulamalarla- baskılanması daha sonrasında allerji, astım, epilepsi, kanser gibi tepkilerin çıkmasına yol açabilir. Hahnemann kronik hastalık tedavisinde bu miyasmaları bertaraf eden homeopatik ilaçlar kullanmıştır: Epidemik tifusu homeopatik olarak tedavi ettiğinde (1813) bakteriler ve antibiyotiklerin henüz keşfedilmediğine dikkat etmek gerekmektedir. Aynı yıl hayvanlarda homeopati kullanımı hakkında dersler vermiş, ilke ve uygulamaların insandakine benzerlik gösterdiğini ifade etmiştir. Bundan sonra veteriner homeopati gelişmiş ve taraftar kazanmıştır (BAHVS, 2009; Bellavite vd., 2005).
Hahnemann'dan sonra homeopatinin gelişimi durmamış, Hering patolojik sekret ve ekskretlerden nosodlar adı verilen ilaçları geliştirmiştir. Wilhelm Lux homeopatiyi veteriner hekimlik alanına uygulamış, distemper ve antraksta bir izopati yöntemi olan nosodları kullanılmaya başlamıştır. Lux bakteri, virüs ya da enfekte salgı gibi organik materyallerin dilüe edilip potentize edilmesiyle bulaşıcı hastalıkların tedavi edilebildiğini belirtmiştir. Böylece simile similibus curentur yasası, aynıyla tedaviyi vurgulayan aequalia aequalibus curentur şekline dönüşmüştür (Bellavite vd., 2005).
Homeopati Nedir?
Homeopati Yununca homios (benzer) ve pathos (hastalık) kelimelerinden türemiştir (Vockerot , 1999).
Homeopatik iyileştirmenin amacı, sağlığı çabuk ve ılımlı bir şekilde onarmak ve bunu kalıcı kılmaktır. Başka bir deyişle, net ve anlaşılabilir prensiplere dayanarak, en seri, güvenilir ve hastaya zarar vermeyen yolla, hastalığın tamamı ortadan kaldırılır (Organon paragraf 2).
Homeopatinin temel yasası smila smilibus curentur'dur (Benzer benzeri tedavi eder). Bu kurala göre hastalık belirtileriyle, ilacın sağlıklı bireylere verildiğinde yarattığı belirtiler ne kadar örtüşürse, tedavi o oranda başarılı olur (Macleod, 2001; Striezel, 2001; Bellavite vd., 2005).
Hahnemann homeopati terimi dışında günümüzün hakim tıbbi anlayışını da içeren allopati terimini de tanımlamıştır (alloion: diğer, farklı) (Striezel, 2001). Örneğin allopatide ishal kabızlık yapıcı bir ilaçla sağaltılırken, homeopatide sağlıklı bir bireye verildiğinde ishale yol açan ilaçlar kullanılır.
Homeopati bireysel tedavi yapar. Hastayı bütüncül (holistik) bir biçimde ele alırken allopatiden farklı olarak davranışsal, mental ve psikolojik düzeyde de sağaltır. Sağaltımda kullanılan ilaç, kişinin allopatik belirtileri dışında mental ve psikolojik durumuna da uymalıdır. Bu nedenle, allopatideki gibi standart bir hastalık için reçete homeopatide söz konusu değildir (Macleod, 2001; Striezel, 2001). Örneğin aynı rota virüs suşuyla enfekte hastalara farklı ilaçlar kullanılabilir.
Düşünülenin aksine kanıta dayalı olarak çalışılır. Homeopati, iki yüzyılı aşkın bir süredir bilgiler ışığında, deneysel bir disiplin olarak gelişmiştir. Homeopatik ilaçların etkinliği, sağlıklı insanlar üzerinde yapılan denemeler sonucunda belirlenir. Denenen ilaçların sağlıklı insanlarda neden olduğu belirtiler Materia Medica adı verilen kitaplarda toplanır. Hastanın tablosunun örtüştüğü tek bir ilaç belirlenir ve bu ilaç, yaşam gücünü uyarabilecek minimum dozda kullanılır (Bellavite vd., 2005).
Sağlıklı durumdayken fiziksel bedene hayat veren manevi yaşam gücü (dynamis), vücudun tüm kısımlarının his ve faaliyetlerini, hayranlık uyandıran bir uyum içinde tutmaktadır (Organon paragraf 9).
Homeopati bir regülasyon tedavisidir (Bellavite vd., 2005): Yaşam gücünün uyarımla iyileştirilebilme imkanı varsa tercih edilir. Vücut sistemi tükenmişse veya geri dönüşümsüz bir hasar söz konusuysa tercih edilmez. Örneğin homeopati cerrahi bir prosedür yerine kullanılamaz ama sonraki iyileşme sürecini hızlandırabilir (Macleod, 2001; Striezel, 2001).
Özetle bir hastalığın homeopatik sağaltımındaki başarı, sadece tek ilaç prensibine değil aynı zamanda minimum doz prensibi de uyularak elde edilir. Bu prensibe göre İlaç iyileştirme gücünü harekete geçirebilecek ve beklenen değişikliği sağlayabilecek en küçük dozda verilir. Bu yaklaşım hastaya zarar vermeyen, ılımlı bir tedavinin yapılmasını sağlar.
Homeopatik İlaçlar
İlaçlar bir seri sulandırma (dilüsyon) ve çalkalamadan (sukkisyon) oluşan özel bir yöntemle elde edilir. Bu da aslında zehirli olabilen maddelerden bile ilaç olarak faydalanabilmesine olanak sağlar. Sulandırmalar ve çalkalamalar ilacın gücünün artmasına neden olur (potentizasyon, dinamizasyon) (Vockerot, 1999; Jain, 2003, Bellavite vd., 2005; Madrewar, 2007). Sulandırmalar ana tentürden alınan bir birimin su veya alkolle 10'luk (desimal; D veya X ile gösterilir), 100'lük (sentimal; C ile gösterilir) ya da 50.000'lik sistemde (Q veya LM potens) sulandırılmasıyla elde edilir. Örneğin bir birim ana tentürle 99 birim alkol/su ile karıştırılıp çalkalanırsa 1C ilaç elde edilir. Hazırlanan 1C ilaçtan alınan bir birimin 99 birim su/alkolle karıştırılıp çalkanmasıyla 2C ilaç hazırlanır. Her basamaktan sonra kuvvetli mekanik çalkalamalar enerjinin ortamdaki istikrarını sağlar. 3C düzeyindeki sulandırmadan sonra elde edilen ilaçlar, maddenin zehirleyici veya zararlı etkilerinden arınır, sadece sağaltıcı özelliği kalır (Grimm, 1999; Madrevar, 2007). Potensi 24 D ya da 12 C'nin üstündeki ilaçlardaysa etkenin bir atomu bile bulunmaz (Bellavite vd., 2005). Potentize edilmiş ilaçlar globül, pelet ya da diskler gibi taşıyıcılarla uygulanır (Madrewar, 2007). Akut hastalıkların tedavisinde güçlü ilaçlar tercih edilirken, kronik hastalıklar daha düşük pontesteki ilaçlarla sağaltılır (Bellavite vd., 2005; Madrewar, 2007).
İlaçlar genellikle internal olarak kullanılmakla birlikte Calendula gibi bazı ilaçların haricen uygulaması da söz konusu olabilir. Optimum sonucu elde etmek için yemlemeden 15-30 dakika önce veya sonra kullanımı tercih edilmelidir. Globüller dil atına ya da üstüne uygulandığında tükürükle çözünüp absorbe edilir, yutulması şart değildir. Eğer bireysel değil, sürü bazında tedavi yapılıyorsa ilaçlar içme suyuna ya da yeme karıştırılabilir (Madrewar, 2007).
İlaç Seçimi
Allopatide sadece hastalığa ait belirtiler göz önünde bulundurulurken, homeopati uygulamasında hayvanın gösterdiği tüm belirtiler ayırt edilmeksizin önem taşır. Asıl problemle ilişkili gözükmeyen belirtiler bile, organizmanın dış uyarımlara ya da iç dengesinin bozulmasına karşı verdiği tepkidir. Allopatik sağaltımdaki gibi hastalık belirtilerinin bertaraf edilmesi ya da baskılanması, hastalığın kesin tedavisini sağlamaz. Bu nedenle homeopatik sağaltım bireyseldir: Derin, etkili ve sürekli sağaltım için hastanın fiziksel ve psikolojik belirtilerine tümüyle uyan ilaç seçilir (Vockerot, 1999).
Klasik homeopati uygulamasında muayeneyi yapan homeopat, hastanın geçmişi hakkında detaylı bir bilgi almalıdır. Hayvanlar insanlar gibi hissettikleri acıyı tanımlayamadıkları veya hastalığı hakkında bilgi veremedikleri için, hastalık ve hastanın geçmişi hakkında toplanan bilgiler büyük önem taşımaktadır. Hastalığın dışa vurumu olan; vücut postüründe, yürüyüşte veya huyunda değişiklik, uyarımlara, diğer hayvanlar ve insanlara verdiği tepkiler, olağan dışı bir davranış, günlük rutinin bozulması gibi belirtiler dikkatle gözlenmelidir (Madrewar, 2007). Hekim bundan sonra topladığı bilgiler ışığında genel tabloyu analiz edip (repertorizasyon), Materia Medicadan karşılaştırma yapılarak hastalık tablosuna tümüyle uyan tek bir ilaç seçer (Vockerot, 1999; Striezel, 2001; Jain, 2003). En uygun ilaç seçilince, potens (etki gücü) seçimi yapılıp ilaç ağızdan uygulanır. İlaç belirtilere yeterince "benzerlik" gösteriyorsa genellikle tek doz yeterli olur. Böylece hayvanın yaşam gücüne, kendini iyileştirecek ivme kazandırılmış olur (Vockerot, 1999).
Mekanizma ve Teori
Alternatif bir tıp yöntemi olarak homeopati, bilimsel çevreler tarafından etki mekanizmasının anlaşılamaması ve etkinliğinin deneysel olarak gösterilmemesi suçlamasıyla karşı karşıya kalmıştır. Etkisinin plasebodan öteye geçmediği yönündeki suçlamalara karşın, hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar benzerlik kuralını doğrulamaktadır. Bunun dışında ultra dilüe ve yüksek dozlarla yapılan çalışmalar paradoksal potentizasyon kuramını desteklemektedir. Belli potensin üstündeki ilaçlarda etken maddenin tek bir molekülü ya da atomu bulunmamaktadır. Etken maddeyi içermemesine rağmen sağaltıcı etkisinin olması, suyun kendine has fizikokimyasal ve dinamik özelliklerine bağlanmaktadır. Bu olgu suyun yapıları (ve enformasyonu) depolayabildiği hipoteziyle açıklanmaktadır (Bellavite vd., 2005; Bellavite vd., 2006).
Homeopatinin Avantajları
Allopatik ilaçlar genel olarak hedef odaklı değildir ve yan etkilere neden olur, homeopatik ilaçlarınsa bu tür etkileri yoktur. Allopatik ilaçlar genellikle canlı ağırlık üzerinden verildiği için, özellikle büyük baş hayvanlardaki dozu ve maliyeti nispeten yüksektir ve bu da uygulama zorluğu yaratır. Homeopatik ilaçlarsa dil altına, oldukça küçük miktarda (genellikle globus formunda) ya da su içinde çözdürülerek noninvazif bir şekilde verilebilir. Bunun dışında homeopatik ilaçların acil müdahale ya da şok gibi durumlarda allopatiyle birlikte kullanılması gerektiği durumlarda analjezikler, vitaminler, antibiyotikler ya da trankilizanlar vs. ile kullanılması bir geçimsizlik yaratmamaktadır. Homeopatik ilaçlardan, allopatik ilaçlar ve aşıların neden olduğu yan etkilerden arındırmak için de faydalanılabilir (Madrewar, 2007). Bunun dışında homeopatik ilaçlar allopatik ilaçlarla karşılaştırıldığında oldukça ekonomiktir (Rajkumar vd., 2006; Bragheri vd., 2007).
Avrupa maksimum rezidü direktifine göre (2377/90) D4 potensinden itibaren homeopatik ilaçlar yasal arınma süresine tabi değildir. Allopatik sağaltımda, antibiyotik kullanımı nedeniyle sütün insan tüketimine sunulmaması ekonomik kayıplara neden olmaktadır (Hovi, 2001). Antibiyotik direnci nedeniyle sağaltım başarısı azalmakta ve maliyet artmaktadır (Darqatz vd., 2000) . Viksveen (2003) maliyetinin düşük olması, toksisite, kalıntı veya çevresel kirlilik yaratmaması açısından homeopatinin antibiyotik kullanımına karşı bir alternatif olabileceğini bildirmektedir.
Organik Hayvancılıktaki Uygulamalar
Çiftliklerdeki sağlık problemlerinin büyük bir kısmı beslenme yetersizliği, bakım ve barındırma hataları gibi bir çok sebebe bağlıdır. Bu sorunlar giderilmeden homeopatik ya da allopatik tedavi ancak geçici bir iyileşme sağlayabilir (Striezel, 2001).
Homeopatik tedavide sürü, benzer belirtileri gösteren bireysel hayvanlardan oluşan bir sistem olarak görülür. Akut hastalıklar için başlangıçta homeopatik ilaçlar organotrop ya da fonksiyotrop düzeyde kullanılır (örneğin meme düzeyinde ya da metabolizma hedefli). Anamneze göre belirtiler belli bir süreçte tekrar tekrar ortaya çıkıyorsa kronik tedavi yapılmalıdır (miasma teorisi) (Striezel, 2001).
Kronik hastalıklarda dışarıdan görülen belirtiler buz dağının üstte kalan kısmıdır. Kronik hastalıklar sağlıklı regülasyon sistemine sahip bireyde farklı ve birbirini izleyen faktörlerin etkisi ve blokajıyla şekillenir. Bu faktörler; türe ait dispozisyon (doğmasal miyazmalar), eski hastalıkların sekelleri, iyatrojenik problemler, aşılamalar, çevresel faktörler, travmalar ve hayvan sahipleriyle etkileşimden kaynaklanan yüklerdir (Krüger, 2006).
Klinik ve patolojik sonuçlar da homeopatik anamnezin bir parçasıdır. Önemli bir semptom sürünün %80'inde gözleniyorsa değerlendirmeye alınır (Striezel, 2001). Bir diğer yaklaşım da sürüde durumu en kötü olan hayvanların semptomlarını belirlemektir (epidemik yaklaşım) (Krüger, 2006). Belirtiler özel bazı şartlarda oluşuyorsa kaydedilmelidir. Örneğin bazen ishal sadece su içtikten sonra şekillenirken, öksürük sadece sabah ya da akşamları gözleniyor olabilir. Davranışlardaki değişim ayrıntılı bir biçimde incelenmelidir. Bu türden belirtiler allopatik ilaç seçimini etkilemese de homeopatide büyük önem taşır. Bunun dışında yaralanma, yemlemede değişiklik gibi hastalığın çıkış nedeni de (causa) homeopati açısından kritiktir (Striezel, 2001).
Sürünün geri kalanında (sağlıklı bireylere) semptom görülmediği sürece ilaçların allopatideki gibi koruyucu amaçlı verilmemesi daha doğru bir yaklaşım olur (Krüger, 2006).
Homeopati güvenli bir yöntemdir; doğru kullanılırsa yan etki gözlenmez. Bununla birlikte yeterli bilgiye sahip olmayan kişiler tarafından uygulanmamalıdır. Hovi (2001), homeopati kullanmaya karar veren çiftçilerin homeopati hakkında bilgi edinmelerini ve kullandıkları ilaçların güvenilirliğinden emin olmalarını; veteriner hekimlerinse homeopati hakkında temel bilgi sahibi olup, çiftçileri uygun bir homeopat veteriner hekime yönlendirmelerini tavsiye etmektedir. Kalıcı başarının ancak çiftçinin homeopatla uyumlu çalışmasıyla sağlanabileceği unutulmamalıdır (Striezel, 2001).
Sonuç ve Öneriler
Allopatik tedavinin yasalarca sınırlandırılmış olması, işletmelerde "organik" vasfını kaybetmemek için hayvanların tedavi edilmemesi gibi bazı etik sorunlar yaratabilir. Hangi tedavi yönteminin seçileceği çiftçi ve veteriner hekime kalmakla birlikte, kalıntı sorununu aşmak ve hayvan refahını sağlamak için homeopati alternatif bir yöntem olarak değerlendirilmelidir. Bununla birlikte yaklaşım ve kullanılan ilaçlar açısından homeopati, allopatiden oldukça farklıdır ve uzmanlık gerektirmektedir. Ülkemizde organik hayvancılığın gelişimiyle şekillenecek arz-talep dengesi doğrultusunda homeopatinin de veteriner alanda gelişeceği umut edilmektedir.
Kaynaklar
- Bellavite, P., Conforti, A., Piasere, V., Ortolani, R., 2005. Immunology and homeopathy. 1. Historical background. Evid. Based. Complement. Alternat. Med., 2(4):441-52.
- Bellavite, P., Ortolani, R., Conforti, A., 2006. Immunology and homeopathy. 3. Experimental studies on animal models. Evid. Based. Complement. Alternat. Med., 3(2):171-86.
- Braghieri, A., Pacelli, C., Verdone, M., Girolami, A., Napolitano F., 2007. Effect of grazing and homeopathy on milk production and immunity of Merino derived ewes. Small Ruminant Research, 69: 95-102
- British Association of Homeopathic Veterinary Surgeons 2009. The history of homeopathy and Veterinary Homeopathy.
Erişim adresi: http://www.bahvs.com/history.htm - Dargatz, DA., Traub-Dargatz, JL., Sangster, NC., 2000. .Antimicrobic and anthelmintic resistance. Vet. Clin. North. Am. Equine Pract., 16(3):515-36, ix-x.
- Jain, B., 2003. Poultry Doctor - Including The Homoeopathic Treatment and Care of Chikens, Turkeys, Geese, Ducks and Singing Birds - Also A Materia Medica of The Chief Remedies. B. Jain Publishers (P) Ltd., New Delphi, pp: 9-13.
- Hovi, M., 2001 Alternative therapy use on UK organic farms - constraints and pitfalls. 5th NAHWOA Workshop, Veeru, Reading, 11-13 Nov 2001, pp: 7-13.
- Grimm, A., 1999. Herstellung homöopathischer Arzneimittel. In: Bleul, G. (ed.) Weiterbildung Homöopathie Band A:Grundlagen der Homöopathischen Medizin, pp:75-84, Sonntag, Stuttgart.
- Hahnemann, S., 2009. İyileştirme Sanatının Organon’u. Klasik Homeopati Derneği, Bassaray Matbaası - İzmir, 65-68.
- Krüger, C.P., 2006. Praxisleitfaden Tierhomöopathie Vom Arzneimittelbild zum Leitsymptom. Sonntag, Stuttgard, p:22-23.
- Macleod, G., 2001. Cats: Homeopathic Remedies. C.W. Daniel Co. Ltd,. p: 1-5.
- Madrewar, B.P., 2007.Therapeutics Of Veterinary & Repertory. B. Jain Publishers Group Ltd., New Delhi , p:1-12.
- Rajkumar, R., Srivastava, S.K., Yadav, M.C., Varshney, V.P., Varshney, J.P., Kumar, H., 2006. Effect of a homeopathic complex on oestrus induction and hormonal profile in anoestrus cows. Homeopathy, 95:131-135.
- Striezel, A., 2001 Homeopathy as part of health management on organic farms. 5th NAHWOA Workshop, Veeru, Reading, 11-13 Nov 2001, pp: 20 - 26.
- Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, 2008 yılı organik hayvansal üretim verileri
Erişim adresi: http://www.tarim.gov.tr/Files/images/organik_Tarim/2008yili_ organik_hayvansal_uretim_verileri.xls - Viksveen, P., 2003. Antibiotics and the development of resistant microorganisms. Can homeopathy be an alternative? Homeopathy, 92:99-107.
- Vockeroth, W.G., 1999. Veterinary homeopathy: an overview. Can Vet J., 40(8): 592–594.

